Ömer Lekesiz

Ömer Lekesiz

Yenişafak Gazetesi
Ömer Lekesiz

Malumatfuruşluk Artık Bir Kartvizit Unvanıdır

İnternet Medya -

Sanal âlemde sörf yapmak, gündelik ilgilerde başköşeye kurulduğundan beri, malumatfuruşluk kolektif bir sıfat haline geldi.

Malumat-furuş-luk: Arapça ma'lumât ile Farça füruş'tan Türkçeleştirilmiş bir kelime.

Yaşar Çağbayır Sözlüğü'nde, ilk iki kelimenin bilgi satan, bilgiçlik taslayan, bilgiç anlamına tabi malumatfuruşluk, bilgiçlik taslama hali olarak açıklanmış.

Malumatlı bilgili, malumatsız bilgisiz anlamıyla olumluluk belirtirken, malumatfuruş olumsuzluk belirtmek için kullanılıyor, hatta bir tür itham, bilmediğini bilememenin bir bilgiye dönüştüğünü belirtmek...

En kısa söyleyişle, malumatfuruşluk, salt konuşan olmak bakımında söz söylemeye yeltenmek ve illa ki onu söylemektir. Çünkü söz sözlünün zorunluluğudur.

Aslında, bu zorunluluk kendi başına ve kendi içinde problemsizdir.

Nitekim arifler de söz konusu farkı şöyle formüle etmişlerdir:

'Bilen bir şey bilmediğini bilendir, cahil bilmediğini bilmeyen...'

Bilen bilmediğini bilerek susar, cahilse susamayandır; yani malumatfuruş olan; bildiğini bildirmek için yırtınan ama sadece laf salatası yapan... Çünkü söz-söylemek ona haz verir.

Bir konferansında böyle der Jacques Lacan: 'Eğer beni buradaki onca insana haz veren Söz olmasa, insanlar bir daha beni görmeye gelirler miydi? Söz'den bir dilim tadıp, kendilerini şımartmak için değilse neden gelsinler? Ben bu açıdan bakıyorum. Onlara zevk veriyor, keyif alıyorlar. Bu olmasa yıllarca bana gelen hastalarım olur muydu? Bir düşünsenize!'

Lacan, malumatfuruşu düşünmekten muaf olarak niteliyor bir bakıma. Çünkü zevkten değil, hazdan ve keyiften söz ediyor. Atalarımızın 'keyif eşekte olur' deyişine denk bir söyleyiş. O halde zevk ile hazzın (ve hazzın ürettiği keyfin) arasında Ağrı Dağı'ndan daha büyük bir fark var.

Sanal âlem henüz yokken, malumatfuruşluk baskılanmış olarak vardı. Nereden biliyorum? Düşünmekten muaf olabilmek için konferanslara, seminerlere, panellere yetişmek için koşuşturanlardan ve onlardan birçoklarının buralardan çıkar çıkmaz, yarım yamalak öğrendikleri kimi şeyleri, vecizeye dönüştürmek suretiyle bağlamından da kopartarak sanal âlemde söz namlusuna sürüvermelerinden...

Sadece sanal âlemden mi? Elbette hayır, bir de köşecilerin köşe yazılarından; çokbilmişlik pozlarıyla, din kisveli kimi yorumlarını ti'ye aldıkları birkaç şarlatanlardan daha şarlatan olan... kendi aralarında ne konuştukları meçhul bir fotoğraf cemaati hakkında bol keseden sallayan, savuran, saçmalayan malum köşe yazarları...

'Söz haz verir' derken, işte bu yüzden malumatfuruşu işaret etmekle çok haklı Lacan.

İhsan Fazlıoğlu Hocamız, Kendini Aramak adlı kitabında yer alan Sallama Din Tasavvuruna Karşı Değiniler başlıklı yazısında, bir seminerine katılanlardan birinin, kendi arkadaş grubu içinde yapılan bir ayetin farklı yorumlarını ileterek 'acaba hangimizin yorumu doğru' diye soruşundan hareketle, yine soruyla biten şu değerlendirmeyi yapar:

'Bilgi herkese açık, ait olduğu alanda, belirli bir eğitim sürecini başarmış insanların elde edebileceği bir şeydir. Bu nedenle Fuzuli'nin dile getirdiği gibi, 'İnsanlar arasında eşitsizliğin gerçek nedeni bilgidir.' Kişiler, matematik gibi formel bir bilim dalına ait herhangi bir soruyu çözmek için uzmanlık isterken, hayatlarının anlamını devşirdikleri kutsal metinler için aynı duyarlılığı göstermemektedir. Nasıl ki, bakkal hesabı bilmek matematik bilmek değilse, ilmihal bilgisi de dinin kendisi değildir (vurgu benim). Hasta olunca hastalığının uzmanı hekime giden, hekimin muayene sonucunda karar verdiği tedavi yöntemine güvenerek ilaç alan, istirahat eden ya da ameliyat olan bir kişi nasılsa aynı davranışı, dünyevi ve uhrevi anlamlılığını belirleyen dini konularda göstermez; uzman aramaz; bulsa da güvenmez! İlginçtir ki, bu bir tespit ve her tespit gibi, günlük hayatta karşılaştığımız onlarca olgu ve olayın deneyimine dayanıyor. Ancak tam burada şu sorunun sorulması gerek: neden insanlar pek çok konuda sağlamcı iken, dini konularda –ve daha değişik beşeri alanlarda- sallama yöntemini benimsiyorlar?'

Fazlıoğlu, sorusunu, genel planda Psikolojik ve Kelâmî/ Teolojik yönden cevaplandırıyor cevaplandırmasına ama benim cevabım daha kısa yoldan geliyor:

Malumatfuruşluk, artık bir kartvizit unvanıdır da ondan.