Kemal Öztürk

Kemal Öztürk

Yenişafak Gazetesi
Kemal Öztürk

Rahibin Etinden, Sütünden, Duasından Faydalandı

İnternet Medya -

Öyle böyle değil. ABD Başkanı Trump, Papaz Brunson için adeta canlı yayın yaptı Twitter hesabından. 'Bırakıldı. Eve gitti. Yolda. Uçağa bindi. Birazdan kucaklayacağım…'

Oturup saydım, iki günde 15 tiwit, 4 video, üç tv programı, iki açıklama, sayısız göz kırpma, dudak bükme faaliyetinde bulundu.

Tüm faaliyetlerinde Rahip Brunson'u nasıl kurtardığını, nasıl büyük adam olduğunu ve nasıl hayır duasını aldığını anlattı. Ee tabii kısa süre sonra yapılacak senato seçimi için seçmene sadece 'bir hayır duanızı alırım' demedi. 'Bir oyunuzu alırım artık Evanjelist biraderler' de dedi.

Hatta rahip ve ajan rollerinin ünlü oyuncusu Kurt Russel mutluluktan 'ya sen nasıl bir yaratıksın' der gibi, 'Hayatımda gördüğüm en büyük başkansınız efendim' diye Trump'a tivit attı (şaka değil). O da 'Thank you' dedi (dudaklarını yuvarlak hale getirerek).

BEYAZ SARAY'DA GÖRÜLMEMİŞ AYİN

Durun, daha en muhteşem sahneyi anlatmadım. Beyaz Saray'daki ayin kısmına geliyorum. Rahip Almanya'da uçağa bindiğinden itibaren Trump canlı yayınla gelişmeleri bildirdi. Yetmedi, havaalanında açıklama da yaptı: 'Büyük insan, gönül ehli Pastor Brunson şu an havada (keramet göstermiş gibi). Cumartesi onu Beyaz Saray'da ağırlamak için heyecan içindeyiz. Nasıl özledik bilemezsiniz. Allah başımızdan eksik etmesin, duasından mahrum bırakmasın…' (amen!)

Başkanın el, kol, dudak, yüz, burun, kafa hareketleri konuşmayı daha da ilgi çekici yaptı.

Sonunda dünyanın en büyük medya kuruluşlarını, Beyaz Saray'ın meşhur şömineli odasına sıra sıra dizdiler. O şömineyi yanarken gören olmadı ama bu kez Rahip Brunson'un manevi nuruyla ışıl ışıldı oda.

Devletin en 'top' yöneticileri oradaydı. Başkan yardımcısı, dışişleri, savunma, içişleri bakanları, senatörler, Beyaz Saray Şapeli rahibi (onlarda diyanet işleri başkanı olmadığı için ruhani dünyayı temsilen), vakıflar genel müdürü (sebebini bulamadım), Beyaz Saray çalışanları ve cemaatten insanlar hazır bulundu.

Trump 'bu odada herkesten daha çok duaya ben muhtacım' 'hocam' diyerek pası Rahip Brunson'a attı. Ee duaya muhtaç tabii Trump. Hakkında yürütülen soruşturmalar onu epey sıkıştırdı. Bir de ara seçim var önümüzdeki ay… Aslında Brunson değil, Papa'nın yardımına muhtaç.

Brunson pası aldıktan sonra Beyaz Saray tarihinde görülmemiş bir ayin başladı. Önce diz çöktü. Elini Trump'ın sağ omuzuna koydu (Trump bi bocaladı ne oluyor diye). Cebinden dua metnini çıkardı (ezberi zayıf demek). Ve okumaya başladı. Oradaki cemaat de hep birlikte 'amen amen ya Jesus' diye huşuyla eşlik ettiler.

Bana sorarsanız laikliğin ruhuna İncil'den Luka okur gibiydiler. Lakin konumuz sekülarizm tartışması değil.

TRUMP İÇİN DUALAR, AMENLER

Dua ilginçti. 'Allah'ım sen Amerika'yı koru. Başkanımız Trump'ı, beladan, kazadan, kem gözlerden, nazardan muhafaza et. Bize tuzak kuranların tuzağını başlarına geçir. Ülkemizi dış güçlerin saldırısından (özellikle Çin, Kuzey Kore, Rusya!) koru, birliğimizi, dirliğimizi muhafaza et!…'

Trump, (yani bir zamanlar şov dünyasının kralı, yani bir zamanlar taciz ettiği kadınların sayısı bilinmeyen o adamın), başını yere eğip, 'amen, amen, amen…' diyen halini görmelisiniz. Beyaz Saray'a böyle bir ruhani başkan oturmamıştır tarihte.

Herkes 'amen' derken Güvenlik Danışmanı Bolton'un, ayak ayak üstüne atıp, duaya kayıtsız kaldığı dikkat çekti. Zira kendisi eski bir dışişleri mensubu, 'Monşer' yani. Bu yüzden dini konulara biraz mesafeli sanırım. Önemsiz detay.

Brunson duayı bitirdi, lakin dua bitmedi. Bu sefer muhterem eşleri başladı. O da başkana bizdeki 'Ayetelkürsi' benzeri dualar okudu. Cemaat de 'amen' diye eşlik etti.

SEÇİM KAMPANYASINA DÖNÜŞEN RAHİP

Tüm bu ayin canlı olarak dünyaya yayınlandı. Yetmedi Trump bunlardan çeşitli klipler, capsler ve vineler yapıp sosyal medya hesaplarından, whatsapp durumundan yayınladı.

Fox Tv sürekli son dakika verip, Brunson'un kerametlerinden ve Trump'ın siyasi dehasından, zaferlerinden bahsedip durdu.

Brunson adeta Trump'ın seçim kampanyasının baş aktörü oldu. Amerika tarihinde, bir rahibin etinden, sütünden, yününden, duasından, kerametinden, yokluğundan, varlığından bu kadar faydalandığı görülmedi. Artık ABD içinde çok güçlü bir merkez haline gelen Evangelistler senato seçiminde oylarını kesin Trump'a verir. Nankör değillerse tabi!

BİZ NE KAZANDIK?

Trump tivitlerinden birinde, 'Türkiye ile pazarlık yapmadım. Ben 'rehineler' için pazarlık yapmam' diyerek kalın bir duvar ördü. Brunson meselesinin perde arkasına. Yakında neyin pazarlığını yaptığını ve neyi verdiğini öğreneceğiz. Lakin 'rehine' kelimesini ona iade etmek lazımdı. Papazı aldın, daha ne bize çamur atıyorsun hanin adam?

Bu arada papaz Brunson için sabah akşam 'ajan' diyen, 'CIA Başkanı olacaktı aslında' diyen, 'darbeyi yönetti' diyen bir kısım medyanın durumunu bana sorup duranlar oluyor. Bence durumları gayet iyi! Her zamanki gibi işlerinde güçlerindeler.

Ha, illa ciddi bir şey demek gerekiyorsa: Ben şahsen Brunson'un ajan olduğuna inanmamıştım zaten. Din adamıydı. Önemli biriydi. Mahkeme adamı örgüte yardımdan mahkum etti. Hapis yattığı yıllara saydı ve gönderdi. İyi oldu. Kurtulduk!

Biz ne kazandık bu işten, diyorsanız, bekleyip göreceğiz. Hiçbir şey alamamışsak, en azından hayır duasını almışızdır. Karamsar olmamak lazım!