Bülent Orakoğlu

Bülent Orakoğlu

Yenişafak Gazetesi
Bülent Orakoğlu

28 Şubat'ta Fetö'yü Koruyan Üst Düzey Komutan?

İnternet Medya -

Bu köşe yazısının başlığındaki iddia 28 Şubat yargılamasının yapıldığı Ankara 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 81'nci duruşmasında 28 Şubat darbesinin sanıklarından Çevik 1 tarafından mahkemede dile getirilerek iddia edildi. 1'e göre '28 Şubat'ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Karadayı , FETÖ'yü korudu ve ordu içinde güçlenmesinin önünü açtı. 28 Şubat soruşturması ve kovuşturma aşamasında dönemin üst düzey askerleri hakkında tutuklama kararları çıkarılmıştı. Birçoğu uzun süreler cezaevlerinde kaldı. Ancak, bizzat 2.Başkan Çevik Bir'in ifadelerine de yansıyan ve 28 Şubat sürecini başlatan kişi olduğu belirtilen Karadayı, Çevik 1 başta olmak üzere üst düzey darbeci askerleri yalnız bırakmıştı. Sincan'da tankların yürümesinden ve BÇG'den haberi olmadığı iddiası ve yalanına sarılmıştı. Üstelik FETÖ'nün yargıdaki uzantıları sayesinde, soruşturma sürecinde tutuklanmadığı aynı çevrelerce iddia edilmişti 'Çevik 1 duruşmada' Gülen adına Zaman Gazetesi sahibi Alaaddin Kaya'nın kendisinden randevu alıp 'Gülen okullarını devretmeye hazır" mesajını ulaştırdığını, yalnızca Alaaddin Kaya'nın dilinden değil Gülen'in de kendisine yazdığı mektupta aynı teklifi yaptığını açıklamıştı… 1995 yılında Genelkurmay Başkanı olan İsmail Hakkı Karadayı Gülen örgütünün üst düzey yöneticilerini Genelkurmay Başkanlığı'nda ağırlayarak plaket vermiş ve Gülen Örgütü'nden övgülerle söz etmişti. Bu kabule ilişkin görüntüler yazılı basın ve görsel medya da yer almıştı.

FETÖ'nün TSK içindeki kadrolaşmasına ilişkin Ankara FETÖ çatı iddianamesinde 'Terör örgütü, kadrolarını general ve amiral yapmak, TSK'nın üst yönetimini ele geçirmek için kumpas soruşturma ve davalar açtırmıştı. Ergenekon ve benzeri davalar TSK içerisindeki diğer görüşteki askeri bürokrasinin tasfiyesi için açılmıştı. FETÖ mensupları albay ve general kadrolarına terfi ettirilmiş ve bu yolla önleri açılmıştır' tespiti yapılmıştı. Cemaatin 'Dikey hiyerarşisi-yedi katlı piramit' şeklinde bir örgütlenme modeli olduğunu belirten savcılık, terör örgütünün askere yakın bir duruş sergilediğini belirterek '28 Şubat sürecinin Türkiye'de tek kazananı Fetullah Gülen ve cemaati olmuştur' değerlendirmesinde bulunmuştu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, FETÖ/ PDY 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Yurtta Sulh Konseyi İstanbul Yapılanması iddianamesinde 6'sı general 24 şüpheli hakkında 92'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenmişti. İddianamede FETÖ elebaşı Gülen'in 28 Şubat'a verdiği destek vurgulanırken, üst düzey iki örgüt üyesinin ifadelerine yer verilmişti. Bu ifadelere göre 1990-98 arasında TSK'dan hiçbir FETÖ mensubunun atılmadığı, 2003'ten itibaren hiçbir ihracın olmadığı belirtilmişti.

FETULLAH GÜLEN'DEN ÇEVİK BİR'E MEKTUP! İNTİHAR EDERİM?

FETÖ elebaşı Gülen ve Çevik 1 İkisi de ABD ve İsrail ile işbirliği içinde, İkisi de darbeci. FETÖ elebaşı Fethullah Gülen '11 Ocak 1997'de Başbakan Erbakan'ın 51 tarikat ve cemaat liderini Başbakanlık Konutu'na çağırdığı iftar yemeğine icabet etmemiş, 29 Mart 1997'de Samanyolu TV'de katıldığı bir programda 'Asker demokratik yollarla sorunların çözümünü istedi, sevap kazanıyorlar' sözleriyle darbeci askerleri desteklemişti.' 28 Şubat sonrası Erbakan'ı eleştirenler arasında yer almış ve TSK'nın müdahalesini demokratik bulduğunu 28 Şubat'ın ülkede demokrasinin yerleşmesini hızlandırdığını açıklamıştı. 28 Şubat MGK kararları sonrasında Gülen Erbakan hükümeti için 'beceremediler' ifadesini kullanmış ülkeyi daha fazla germemek için Erbakan'a hükümeti bırakma çağrısı yapmıştı. FETÖ elebaşı Gülen 28 Şubat'ı çoşkuyla karşılarken FETÖ'nün yayın organı Zaman Gazetesi de Erbakan'ın Başbakanlığındaki Refah-Yol hükümetinin devrilmesinden sonra kurulan hükümeti 'Hayırlı olsun" manşeti ile selamlıyordu.

Çevik 1'in ise 2002 tarihinde İsrailli stratejist ve siyaset bilimci Martin Sherman'la birlikte kaleme aldığı, Middle East Quarterly dergisine yayınlanan makale sanki açık bir itiraf niteliğindeydi: 'Anayasa'dan aldığı yetkiyle Türkiye'de laik cumhuriyeti korumakla yükümlü ordu Erbakan'a açıkça dedi ki; Ülkenin yüzünü İslam'a dönmesini ve İsrail-Türkiye ilişkilerinin tehlikeye atılmasını izlemeyeceğiz. Erbakan kontrol altında tutuldu. Türkiye, İsrail ve MGK baskısıyla İslam'cı Erbakan istifasını sundu.'

Görüldüğü gibi 28 Şubat'ta darbeci askerler ABD ve İsrail'in yönlendirmesiyle irticai faaliyette bulundukları iddia edilen Erbakan iktidarını PKK'dan daha tehlikeli bir tehdit olarak lanse edip iktidardan düşürürken FETÖ de aynı amaçla aynı darbe merkezi ABD'nin yörüngesinde Refah-Yol iktidarını yıkmak için çeşitli psikolojik harp yöntem ve söylemlerini uygulamıştı. İşin ilginç yanı darbeci FETÖ elebaşı Gülen'in aynı darbede aynı tarafta faaliyet gösteren Çevik 1'e mektup yazarak bu okullarda herhangi bir dış ülkeden veya ülkemize düşman kuruluşlardan alınmış tek kuruşluk destek varsa, zaten hastalıklarla sonuna gelmiş hayatımı bizzat kendi ellerimle noktalarım şeklinde intihar edeceğini açıklamasıydı sanırım. Anlaşılan FETÖ ve Çevik 1'i ABD adına yönlendiren birimler farklı. Zira ABD'deki FETÖ okullarında eğitim gören yaklaşık 80 bin öğrenci için FETÖ'nün her yıl ABD'den 720 milyon doların üstünde ödenek aldığı ifade ediliyor. O halde bu durumda Gülen neden intihar etmiyor? Ne dersiniz?