Ali Saydam

Ali Saydam

Yenişafak Gazetesi
Ali Saydam

Toplumsal İntihar

İnternet Medya -

Şöhret herkese yaramıyor. Taşıması kolay değil. Ayrı bir yetenek gerekiyor. Ve tabi erdem ve irfan… Kültür ve değerler, aile terbiyesi… En önemlisi de büyüdükçe küçülmeyi bilmek gerekiyor. Şöhret demek, herkesin gözünün üstünde olması demek. Herkes gibi hareket edememek demek. İçinden geldiği gibi davranamamak demek. Seçilmiş davranış sergilemek demek. Yoksa krizden kurtulmak mümkün olmayabiliyor. Pek çok örneği var dünyada. İşte bazıları: Bill Cosby, Mike Tyson, Maculay Culkin, Nicholas Cage, Güner Ümit, Mehmet Ali Erbil…

Bu arada Bill Clinton gibi son anda yırtanlar da var. Ama bunlar azınlıkta…

Tevazu ile donanmamış şöhret, kibirle desteklenmiş başarı, megalomani ile karıştırılmış özgüven ve kontrol altına alınmamış öfke bir araya geldiği zaman belki bireysel değil ama toplumsal intihar kaçınılmaz oluyor.

Yetenek ve başarı o noktada can simidi görevi görmüyor. Bu tür talihsiz vakalarda olayın kahramanını hoş görmek, affetmek bazen ona yapılabilecek en büyük kötülük olabiliyor. Uçakta yaşanan bir önceki hadisede eğer yumuşamaya gidilmeseydi belki kariyeri sonlandıran bu son olay hiç vuku bulmayacaktı. Yetenek her zaman yetişmiyor, yazık oldu…

Güçleri birleştirmek gerekmez mi?

* Turizm Bakanlığı'nın kullandığı Turkey (Home of…) amblemi ile TİM'in hazırladığı, eski adıyla Ekonomi Bakanlığı'nın Sayın Cumhurbaşkanı ile birlikte lanse ettikleri Turkey Discover the Potential logolarından hangisinin kullanılacağı konusunda bir ortak anlayış sağlanmamışken; Türkiye'nin tüm iletişim çalışmaları tek noktaya teksif edilip ortak bir dil geliştirilmesi tartışılırken, bu kez de Turkish açılımı girdi hayatımıza…

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı İlker Aycı ile turizm sektörü için havayolu ulaşımı hatlarını geliştirme konusunda hazırlanan 'Direkt Turizm Hamlesi' protokolünü imzalarken konuya girmiş...

Ersoy, tanıtımla ilgili radikal değişikliklere gitme kararı aldıklarını vurgulayarak şunları söylemiş: 'Klasik iletişim metotlarından uzaklaşmaya, yeni teknolojilere geçmeye başladı insanlar. Biz de bunları düşünerek tanıtım politikamızda eski klasikleşmiş yöntemlerden vazgeçmeye başlayacağız.

Yılsonuna kadar yeni bir tanıtım sloganıyla yeni bir tanıtım programıyla ve yeni bir ajansla tekrar tanıtım operasyonuna başlıyoruz. Burada da ciddî bir değişikliğe gitmek istiyoruz. Bundan sonra 'Turkey' yerine 'Turkish' olsun diyoruz.'

Sayın Bakan'ın iyi niyetinden şüphe yok. Yolu açık olsun… Yalnız bu arada benzer çalışmaların Ticaret Bakanlığı'na ve TİM'e bağlı Türkiye Tanıtım Grubu'nda, Cumhurbaşkanlığı bünyesindeki çeşitli birimlerde ve farklı bakanlıklarda da ayrı ayrı yürütüldüğü gerçeğinin bir kez daha altını çizelim…

İnsan, zaman ve para kaynaklarının optimum düzeyde verimlilik içinde kullanılması ilkesinden hareketle acaba ortak bir iletişim yönetimi anlayışı benimsenemez mi?..

İthal diziler beraberinde bir 'şey' getirirse güzel

Medyadan gördüğümüz kadarıyla; başta ana vatanı Amerika olmak üzere izlendiği pek çok ülkede 7 yıldır ve 8 sezondur iyi bir takipçi kitlesi yakalamayı başaran 'Suits' dizisinin yapım hakları, Karga Seven Türkiye şirketi tarafından satın alınmış. Gabriel Macht, Patrick J Adams'ın başrolünü paylaştığı dizi, aynı zamanda Prens Harry ile evlenerek Sussex Düşesi unvanını alan ve oyunculuğu bırakan Meghan Markle ile tanınmıştı.

Son derece zeki fakat üniversite eğitimi almamış Mike Ross, sadece Harvard mezunlarını işe alan, NewYork'un sayılı avukatlık firmalarından birinde, o firmanın yıldız avukatı olan Harvey Specter'ın yanında işe başlar. Bölümler ilerledikçe gerçek ortaya çıkar; fakat sümen altı edilir. Bu esnada şirket pek çok badire atlatır; fakat Mike Ross ve Harvey Specter her seferinde şirketi kurtarmak için ellerinden geleni yapar…

Konu güzel, oyuncular başarılı, hikâye sürükleyici… Her şey buraya kadar iyi. Türkiye'de dizi ihracatının konuşulduğu, bir zamanlar Türkiye'de Brezilya ve Meksika dizileri izlerken şimdi bu ülkelerin Türkiye'den dizi almasını tartıştığımız böyle bir dönemde yabancı bir dizinin uyarlamasının yapılmasında da sorun olmayabilir.

Sorun, dizide olduğu şekliyle aslında Türkiye'de bu denli büyük çapta bir ortaklı avukatlık bürosu kurmanın hukuki zemininin olmaması. Yani aslında teknik olarak Türkiye'de mümkün olmayan bir yapının hikayesi anlatılacak dizide… İşin özünde Türkiye'de avukatlar bir araya gelip adi ortaklık yapısıyla bir şirket kurabiliyormuş; fakat Amerika'da olduğu gibi şirketleşme mümkün değilmiş… Hatta Türkiye'de kurulan ortaklıklarda sorumluluk sınırsız oluyormuş, Amerika'da ise firmanın ortakları sınırlı sorumluluk ilkesine dayanan bir yapıda yer alıyorlarmış.

Umarız bu dizi Türkiye'de hem adalet duygusunun gelişmesine katkıda bulunur hem de en azından hukuk firmalarında şirketleşmenin önünü açacak bir etkiyi beraberinde getirir.